Süreyya  AYDIN

HAZİN BİR SARIKAMIŞ HİKAYESİ…
12.01.2012

Süreyya AYDIN / Tüm Makaleleri

Sosyal Medya

HAZİN BİR SARIKAMIŞ HİKAYESİ…
DUMANLI ÖMER.

Dışarıda Kar yağıyor…

Hava çelik bir ustura gibi
Dışarda kar yağıyor
Zemherinin en acımasız günleri
Dışarda kar yağıyor
Öyle masallardaki gibi incecikten
Ya da lapa lapa değil
Döne döne
Buram buram
Dışarda kar yağıyor
Hava ustura gibi soğuk
….
Dışarda kar yağıyor
Morarmış ellerini
Isıtmaya yetmiyor nefesi
Kimi kimsesi
Gidecek bir yeri yok
Dışarda kar yağıyor
Sırtında paltosu yok
Dışarda kar yağıyor
Ayağında pabucu yok
Dışarda kar yağıyor

Ünol Büyükgönenç - Dışarda Kar Yağıyor

Evet böyle diyordu şarkı.
Ama bu bir şarkı değildi.
Yaklaşmakta olan beyaz bir ölümün ayak sesleriydi…
1914 ‘ün kışıydı…
Evet dışarıda kar yağıyordu.
Hava çelik bir ustura gibiydi
Yer Sarıkamıştı…



Yürek sızlatan bir hikayedir Ömer dedemin hikayesi.
Ömer, dedemin babasıdır.1873 doğumludur. Eli silah tutmaya başladıktan sonra, babası Osman gibi elden çıkmakta olan vatanı elde tutmak için cepheden cepheye koşmuştur. 42 yaşındadır. Cepheden cepheye koşmaktan çocuklarının başında bulunamamış, onlara sımsıkı sarılıp yavrularım diyememiştir bir türlü. İki oğlu vardır henüz 12 -14 yaşlarında. Açlık, yoksulluk, sefalet diz boyudur bu yıllarda. Dağlardan Keven (Yağlı bir bitki) köklerinin sökülüp kaynatılarak suyunun çorba niyetine içildiği yıllardır. İki erkek delikanlı olması gereken dedem ve ağabeyi sıska, cılız iki kardeştir. Hatta dedem Sarıkamış’tan dönmeyince köyde komşular "Bu çocuklar Ömer amcanın ocağını tüttürürler” derler. Ancak o yıllarda ortaya çıkan çiçek salgını dedemin büyük ağabeyini alıp gider. Dedem henüz 12 yaşında babasını da Sarıkamış’a göndererek tek başına kalır.
Seferberlik yıllarında eli silah tutan herkes mutlaka bir cepheye yollanmıştır. Cepheye gitmeyip kaçanlarda olmuştur. Gidenlerin ve dönmeyenlerin hikayeleri unutulup giderken, Kaçakların (Hain) hikayesi bir "Kahramanlık Destanı!” Gibi anlatılıp durur.
Gelelim dedem Ömer’in hazin hikayesine.
Ruslar da yıkılan, dağılan Osmanlı’dan pay kapma telaşı ile Doğu’dan saldırır Anadolu’ya. Son vatan parçası da elden çıkmak üzeredir. Bu büyük, bu necip millet kendisi yemez askerini yedirir, kendisi giymez askerini ordusunu giydirir. Onun için dağlarda Keven kökü kalmamıştır. Ekmekler aşlar orduya, askere gitmiştir çünkü.
Seferberlik yıllarıdır. Vatanın selameti her şeyin önündedir çünkü.
Ömer dedem köyün en varlıklı ismidir. Tarlası tapanı çoktur. Fakat son birkaç yılda nesi var nesi yok seferberlik şartlarında tek tek el konulmuştur. Geriye bir çift öküzü, birkaç inek dana, birkaç koyun kuzu ve bir çiftte katırı kalmıştır.
Ruslar Anadolu’ya saldırınca 1914 yılının Aralık ayında köye yine jandarmalar gelirler, eli silah tutan herkesi ve ne kadar binek, yük hayvanı, kağnı ve kağnıyı çekmek için öküz varsa alıp giderler.
Son gelişlerinde bu kez Ömer dedemde alınmıştır silah altına. Köyde eli silah tutan herkese haydi Sarıkamış’a derler ve 42 yaşındaki Ömer dedemi ve eli silah tutan herkesi alarak giderler. Kaçanlar, kaçaklar hariç. Dedem yalnız değildir. Yanında Bıdık’ların Çavuş Emmide vardır. Çavuş Emmi o yıllarda henüz genç bir delikanlıdır. Çavuş  ismini de askerde almıştır. Çavuş Emmi ile Ömer Dedem aynı mangaya düşerler. Belki de geride kalan ailesine bir haber götürsün diye aynı mangaya düşürülürler.
Mevsim kıştır. Aralık ayının dondurucu soğuğu yüzleri bir bıçak gibi kesmektedir. Dedem Sarıkamış yolundadır ancak aklı geride köyünde, hanımında, çocuklarındadır. Ömer dedem Sarıkamış’a giderken geride bir eş ve üç çocuk bırakmıştır. Birde geçimlerini temin etsin diye devletin el koyduklarından arta kalan kala kala bir katır, bir de inek kalmıştır. Allah’tan başka sahipleri sığınacak kimseleri yoktur.
Dedem eşine sıkı sıkı tembih eder "Gidip gelmemek, gelip görmemek var. Ne olur ne olmaz, yavrularıma sahip çık. Ocağımız sönmesin. Bizimde arkamızdan bir Fatiha okuyanımız olsun. Şu inekle şu katırı birlikte çifte koşarak çocukların rızkını temin et” der. Çocuklarına tek tek sarılır, doya doya öpemediği sarılamadığı çocuklarını tekrar tekrar kucaklar, gözlerinde yaşlar arkasına baka baka düşer yollara.
Rahmetli dedem bu sahneyi anlatırken sanki o anı tekrar tekrar yaşıyormuş gibi duygulanır, ağlar, gözyaşlarını tutamazdı. Sanki, dedemin içine doğmuştur bu ayrılığın bir son görüşme son kucaklaşma olduğu. Bu an dedemin babasını son görüşüdür. "Gözlerim hep şeher yolunda kaldı, sanki günün birinde çıkıp gelecekti babam” derdi dedem. Ama gidenler asla geri dönmezdi bu yıllarda…
Soğuk, kış, kıyamet! Şebinkarahisar - Alucra - Tercan - Erzincan üzerinden Sarıkamış’a doğru yol almaktadırlar. Giderken de kendi öküzleri ve katırları ile cepheye silah ve mühimmat götürmektedirler. Tercan’ı geçip Erzincan’a doğru yol alırken bir ara mola verirler karların üzerinde. Çavuş Emmi (Asıl adı Mustafa’dır) dedeme "Ömer Emmi aha şu önümüzde duran katır senin eve bıraktığın katır değil mi?” deyince "Ula sen ne diyorsun Çavuş” der ve dikkatli gözlerle katıra bakar. Evet, katır gerçekten de dedemin çocuklarının rızkını tarladan tapandan çıkarsınlar diye ineğin yanına bıraktığı katırdır. "Eyvah!” der dedem "Çocuklarım açlıktan ölecek” ve oracıkta bir daha açmamak üzere gözlerini kapatır. Hemen orada yol üzerine bir mezar kazarlar ki toprak donmuştur, toprağa kazma bile işlememektedir. Dedemi defnederler bir mezarcığa ve yollarına devam ederler. Rahmetli Çavuş Emmi dedemin mezarının yerini tarif ederdi hep. Çavuş Emmi dedemin yanında olmasa, kimbilir dedemin sonunun ne olduğunu bile bilmeyecektik.
Geride kalanlar evlerinin direği Ömer’i beklerken Çavuş Emmi tek başına döner köye. Dedem ağabeyini de çiçek salgınında kaybedince kalakalır tek başına. Çok geçmez sadece 3 yıl sonra eşinin ölümüne dayanamayan annesini de kaybeder. Ve daha sefil yıllar başlar dedem için. Dedemin erkek çocuklarının birinin adı Muammer diğerinin ise Mehmet’tir. Muammer; güçlü, kuvvetli, kopumlu, iri yarı bir çocukken, Mehmet ise; zayıf, çelimsiz, ufak tefek bir çocuktur. Komşular derler ki "Şu Mehmet fazla yaşamaz ölür gider de, aha şu Muammer Azalar’ın soyunu devam ettirir, ocaklarını tüttürür”. Ama tam tersi olur.  Muammer 15 yaşında delikanlı iken rahmetli olmuş, o sıska, zayıf, çelimsiz çocuk dedem büyür ve Azalar’ın ocağını tüttürür.
1901 doğumlu olan dedem 1930 da köye muhtar olur. Taki 1955 yılına kadar muhtarlığı devam eder. Komşular tarafından ziyadesi ile sevilir dedem. Köyün hemen hemen tek okuryazarıdır. Okuma yazma öğretimi babadan oğula devam ede gelmiştir.  Talihin cilvesi mi demek gerek Tarihin cilvesi mi demek gerek, geçenlerde bir arkadaşım (Yücel BAŞARAN) face’ten bana bir mesaj atmış. Linki tıkladığımda; Duman, Karaveran, Tönük, Sucah ve Lapa isimlerini okuduğum bir belge ile karşılaştım. El yazısı ile, mürekkeple yazılanlar çok güzel okunurken, daktilo ile yada matbu yazılan yazıların okunmadığını gördüm. Belgenin altında iki aza ve muhtarın mührü vardı. Belge 10/4/1931 tarihli idi. Belgede dört tane mühür vardı. En başta CHP il başkanı (ki o zaman Şebinkarahisar il  statüsünde idi) Ö.Rüştü (Özsan), Civerekoğlu Mehmet yani dedem, diğer iki mührün ise Dumanlıoğlu Osman (Herhalde Latin alfabesine yeni geçilmesinden kaynaklanan bir hata ile Osmen diye yazılmış) ve Dumanlıoğlu Salihti. Dumanlıoğlu Osmen Yemen’den dönen Hasan (Hasan dedemin de çok hazin ama mutlu sonla biten bir Yemen hikayesi vardır.) dedemin Yemen’e giderken eşinin hamile kalarak doğurduğu Osman, Civerek oğlu Mehmet ise Sarıkamış’a gidip de bir daha dönmeyen Ömer dedemin oğlu Mehmet dedem idi. Belge gittigidiyor.com adresinde satılıyordu. Gecenin o saatinde hiç vakit kaybetmeden belgeyi satın aldım ve belge şu anda elimde. Belgeden bu gün hiç kimsenin bilmediği bir gerçeği daha öğrendim ki oda 1931 yılında Duman Köyünün bir nahiye olduğu gerçeğidir.
Belki yukarıda anlattığım hikaye gibi yüzlerce hikaye mevcut bir çoğumuzun belleklerinde. Ne isimsiz kahramanlar, ne Koçyiğitler, ne yiğit delikanlılar canını verdi bu vatan uğrunda. Bir daha dönmeyeceklerini bile bile sırf çocuklarının geleceği için seve seve canlarını verdiler cephelerde siperlerde. Allah onların hepsinden razı olsun.
Rabbım Ömer dedemin ve varlığını çocuklarının geleceği için bu vatana hediye eden bütün şehitlerimizin ruhunu şad, mekanını cennet etsin.
Sizin dedelerinizin de anlatılacak bir hikayesi var ise yeni nesillerle paylaşmak üzere malime bekliyorum.  https://www.facebook.com/AydinSureyya   aydinsureyya@hotmail.com.

                            Süreyya AYDIN
                            Eğitimci

Şebin Havadis - Sosyal Ağlar

Şebin Havadis Sosyal Medyada Biz (Sosyal Ağlar)
HAVA DURUMU
Giresun için Namaz Vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
           

DÖVİZ KURLARI

Şebinkarahisar Nöbetçi Eczane

PUAN DURUMU

Giresun Süper Amatör Puan Durumu

 TakımOGBMAYP
1Görelespor211821681056
2Aile ve Sos. Pol.221723802453
3Bulancak221336643342
4Duroğlu221228614038
5Eynesil211029535732
6Giresunspor2210012444930
7Derelispor228113324825
8Yeniyolspor227312435224
9Tireboluspor227114296922
10Şebinkarahisar226313326721
11Espiye Es Es226214305320
12Yağlıderespor225314316518